Kemik ve kıkırdak dokusunun gelişimini etkileyen genetik kökenli bozukluklar olan iskelet displazileri, büyüme ve iskelet yapısında belirgin anormalliklere yol açan geniş bir hastalık grubunu kapsamaktadır. Boy kısalığı, orantısız uzuv gelişimi ve eklem sorunları bu grubun en belirgin ortopedik yansımaları arasında yer almaktadır. Prof. Dr. Güney Yılmaz, çocuk ortopedisi alanındaki kapsamlı klinik deneyimiyle iskelet displazisi tanısı alan bireyleri bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmekte ve kişiselleştirilmiş tedavi planları oluşturmaktadır.
İskelet displazileri; kıkırdak ve kemik dokusunun büyüme ile olgunlaşma süreçlerini etkileyen, genetik mutasyonlardan kaynaklanan heterojen bir hastalık grubudur. Bugün itibarıyla 400’den fazla farklı iskelet displazisi tipi tanımlanmış olup her birinin klinik görünümü, genetik temeli ve ortopedik etkileri birbirinden önemli ölçüde ayrışmaktadır.
Bu hastalıkların bir bölümü doğumda ya da erken çocukluk döneminde tanınabilirken bir kısmı yalnızca büyüme sürecinde belirginleşen bulgularla kendini gösterir. Hastalığın şiddeti de geniş bir yelpazede değişmekte; yaşamla bağdaşmayan ağır formlardan yalnızca hafif boy kısalığıyla seyreden tablolara kadar uzanmaktadır.
İskelet displazileri içinde klinik pratikte en sık karşılaşılan tablolar arasında akondroplazi, hipokondroplazi, osteogenesis imperfekta, multipl epifizyel displazi ve spondiloepifizyel displazi sayılabilir. Her tipin iskelet üzerindeki etkileri farklılaşmakla birlikte ortopedik açıdan öne çıkan ortak bulgular şunlardır: orantısız boy kısalığı, uzuv kemiklerinde kısalık ve şekil bozukluğu, eklem hareket kısıtlılığı veya gevşekliği, omurga eğrilikleri ve stenoz bulguları, kalça ve diz deformiteleri ile tekrarlayan kırık eğilimi bu bulguların başında yer almaktadır.
Akondroplazi, kısa uzuv boyu ile karakterize en yaygın iskelet displazisi formudur. Bu tabloda özellikle servikal omurga darlığı, lomber stenoz ve bacaklarda açısal deformiteler ortopedik takibin odak noktalarını oluşturur.
İskelet displazilerinin tanısı; klinik muayene, ayrıntılı radyolojik görüntüleme ve genetik değerlendirmenin bir arada yürütüldüğü çok adımlı bir süreçtir. Gebelik döneminde yapılan ultrasonografi bazı formların prenatal dönemde saptanmasına olanak tanırken doğum sonrasında iskelet grafisi ve genetik testler tanıyı netleştirir.
Erken tanı, ortopedik komplikasyonların öngörülmesi ve büyüme sürecinin doğru izlenmesi açısından belirleyici bir rol oynar. Aynı zamanda aile için genetik danışmanlık sürecinin de başlatılmasına zemin hazırlar.
İskelet displazileri tedavisinde tek tip bir yaklaşım söz konusu değildir. Hastalığın tipi, bireyin yaşı, mevcut deformitelerin niteliği ve günlük yaşam kalitesine etkisi gözetilerek bireyselleştirilmiş bir plan oluşturulur. Ortopedik tedavide öne çıkan yöntemler arasında açısal deformitelerin cerrahi ya da destekleyici yöntemlerle düzeltilmesi, bacak uzunluk eşitsizliklerinin giderilmesi, omurga deformitelerinin izlenmesi ve cerrahi yönetimi, yardımcı cihaz ve ortez kullanımı ile fizik tedavi ve rehabilitasyon programları yer almaktadır.
Büyüme döneminin tamamında düzenli ortopedik kontrol, olası komplikasyonların erken dönemde fark edilmesini ve müdahalenin zamanında yapılmasını sağlar. Bu nedenle iskelet displazisi tanılı çocuklarda takip süreci, tedavi kadar kritik bir öneme sahiptir.
Prof. Dr. Güney Yılmaz, iskelet displazileri ve kemik gelişim bozuklukları konusunda her hastayı güncel literatür ve uzun yılların klinik birikiminin ışığında değerlendirmektedir. Tanı aşamasından cerrahi planlamaya, büyüme takibinden rehabilitasyon sürecine kadar her adımda aile ile birlikte kapsamlı bir yol haritası oluşturulmaktadır.
Prof. Dr. Güney Yılmaz’a ulaşmak için 0543 931 79 77 numaralı hattı arayabilir, WhatsApp üzerinden mesaj gönderebilir, Instagram hesabını takip edebilir ya da Çankaya/Ankara adresindeki kliniği ziyaret edebilirsiniz. Randevu ve ayrıntılı bilgi için iletişim sayfasını inceleyebilirsiniz.